10 Eylül 2010 

Yazarın özgeçmişini okumak için tıklayınız.

Yapılmayan Or-Gi havaalanı yapılsa, Giresun’a hitap eder mi?

Televizyonda İki Dizi...

BİR DİZİ ADININ HATIRLATTIKLARI

Bizden Bir Köşe: Kırım

GİRESUN'A ÜNİVERSİTE KURULACAK MI?

KARADENİZİ HEM SEL VURDU, HEM FINDIK…!

YAZLIKÇILAR KENTİ GİRESUN...!

Gönül Penceresinden "Giresun"

Reklamlar

KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR.



Bizden Bir Köşe: Kırım
26 Ekim 2007 16:30 · Yahya İpek

Türk Dünyası Belediyeler Birliğinin organizasyonu olan “Kardeş Ülke Geceleri” ismi verilen etkinlikleri gerçekleştirmek için üye belediyeler görevlendiriliyor.
Bu yıl da Ukrayna’ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyetinde bu etkinlikleri gerçekleştirme görevi Üsküdar, Çavuşbaşı ve Samsun Gazi Belediyelerine verildi. Bendeniz de Çavuşbaşı Belediyesini temsilen bu organizasyonda yer aldım.

Bu benim organizasyon içinde Kırım’a ikinci gidişim.
İlk gidişimde yani geçen yıl pek tesbitler yapamamıştım. Çünkü gittikten bir gece sonra geri dönmek zorunda kalmıştım. Sevgili babam hakkın rahmetine kavuşmuştu. Cenazeye yetişmem gerekiyordu.

Kırım Ukrayna’ya bağlı Özerk Cumhuriyet. Kırım’ın nüfusu 3.5 milyon. Nüfusun %75’ini Ruslar oluşturuyor. Nüfusun yaklaşık 300 bini de Tatar Türk’ü ve Kırım’ın her şehrine dağılmışlar. Büyük şehirleri Akmescid, Aşuhta, Yalta, Sivastopol, Kezlev, Bahçesaray şeklinde sıralanabilir. Her şehirde Osmanlı’nın eserlerine rastlayabilirsiniz. Camiler, Medreseler, Saraylar, Anadolu evleri gibi…

Kırım’ın sahilleri bizim Karadeniz sahillerine çok benziyor. Özellikle Ahuşta, Yatla ve Sudak. Çok yüksek olmasa bile bazı yerlerinde bir sıra dağ var. Ama hemen arkası uçsuz bucaksız ova. Ovaların içinde şirin birer katlı bahçeli evlerden kurulmuş köyler var.
Bir halı gibi arazi sanki. Uçaktan aşağıya bakınca çok verimli tarım araziler olduğunu hemen tesbit edebiliyorsunuz.

Bu sefer inşallah üzücü bir olay olmayacaktı. Kırım’ı ve orada yaşayan Müslüman Tatar Türklerini daha yakından tanıyacak, yaşayışları hakkında detaylı bilgi sahibi olacaktık. Bu heyecanla geçiyoruz Karadeniz’i karşıya.


Kırım’ın Başkenti Akmescit’in (Simferpol) uluslar arası havaalanına iniyoruz. Bizi karşılayan arkadaşların kılavuzluğunda şehir içinde bulunan Ukrayna Oteline yerleşiyoruz.
Bir süre dinlendikten sonra Türkiye’den giden heyet üyeleri, ilgili belediyelerin her gün 250 kişiye iftar verdiği Akmescit’teki Kebir Camiye geçiyoruz.
İftar çadırımız Kebir Caminin hemen bitişiği.
Kırım Müftülüğü’de Kebir Cami külliyesinin içinde.
Bizleri Kırım Müftüsü Hacı Emir Ali Ablayev, yardımcısı ve diğer görevliler karşılıyorlar.

Yahşi Akrabalar, Yahşi Gardaşlar; Kırım’a hoş geldiniz….
Sıcak samimi ve sarılarak hoş bir karşılama.
Duygulanmamak elde değil. Türkiye’den kilometrelerce uzakta da olsa bizden bir hava var. Bizden bir koku var. Bunu hemen hissediyorsunuz.

İlk akşam iftarımızı Kırım’ın Başkenti Akmescid’te Kebir Cami avlusuna kurulan ve Ramazan boyunca iftar verilen çadırda yapacağız. Önce camide cemaatla akşam namazını kılıyoruz. Orada önce namaz sonra iftar yemeği yeniliyor.
İftarımızı yapıyoruz. İftar menümüzde meşhur Özbek pilavı, samsa böreği, salata meyve ve su var.
İftar sonrasında Kırım Tatar Türklerinin milli lideri Mustafa Cemil Kırımlıoğlu katılıyor aramıza.
Çadırda İstanbul’dan giden heyet olarak Sayın Cemiloğlu ile çay içip sohbet ediyoruz. Kendisi ile özel sohbet etme imkanı da buldum. Cemiloğlu’nu inşallah başka bir yazımda anlatacağım.

İlk akşamımızın teravih namazını da Akmescit’te kıldık. Teravih namazı aralarında ekibimizde bulunan Mehmet Kemiksiz ve ekibinin okuduğu ilahiler apayrı bir manevi coşku oluşturuyor. Kırım Tatar Türklerinin yüzünde bu manevi mutluluğu görebiliyorsunuz.

Otele dönüyoruz geç saatlerde.
Lobide sahur proğramı yapılıyor. Kırım’da sahur yemeği çıkaran bir lokonta yok. Otelde de bu imkan yok. Sahurun gerekliliğini otel çalışanlarına anlatmakta da zorluk çekiyoruz ama zor da olsa otelin bir bölümünü hazırlattırıyoruz. Kendi temin ettiğimiz erzaklarla sahurumuzu yapıyoruz. Şartlar zor da olsa herkes çok mutlu.

İkinci gün Kezlev şehrine geçiyoruz.
Önce İsmail Bey Milli Mektebinde okuyan Tatar çocuklarına kırtasiye setleri dağıtacağız.
Kırtasiye hediyelerimiz çanta ve içinde defterler, kalemler, silgi ve kalemtraştan oluşuyor.

O gün Kırım’da aynı zamanda “Öğretmenler Günü” imiş. Okulda 450 civarında öğrenci okuyor. Kırım Özerk Cumhuriyetinde temel eğitim 11 yıl sürüyor. Lise mezunu olarak okulu bitiriyorlar.
Dağıttığımız hediyeler günün önemiyle de örtüştü sanırım. Çünkü öğretmenleri de unutmamıştık, onlara da hediyeler hazırlamıştık.
Okul müdürü Nazim Aşirov’un konuşması bizleri duygulandırıyor. Sanıyorum onları da onurlandırıyor olsa gerek. Bunu hissediyoruz.
Hediye dağıtım töreninin ardından öğrencilerin sergiledikleri folklor gösterilerini izliyoruz. Okuldan güzel anılarla ayrılıyoruz.

Okuldaki programı bittikten sonra Kezlev şehir merkezindeyiz.
Kezlev Kırım’ın kuzeybatısında yer alan bir sahil kenti.
İkindi vakti Mimar Sinan’ın yaptığı Cuma Camii avlusunda yapacağımız etkinliğe kadar serbest vaktimiz var.
Bu zamanı mini bir şehir turuyla değerlendirmeyi kararlaştırıyoruz. Arkadaşlar “Tekke”ye gidelim diyorlar.
Hemen camiye yakın bir yerde tekke, yürüyerek geçiyoruz. Bizi 75-80 yaşlarında uzun yeşil başörtülü bir nine karşılıyor. Bir Osmanlı külliyesi burası. Külliye Kırım savaşı zamanında Rus bombaları ile epeyce harap olmuş. Bugüne kadar hiç onarım görmemiş. Ancak o 80 yaşlarındaki yeşil başörtülü kadın koruyor burayı. Kadın üniversite eğitimi almış tarihçi bir akademisyen. Tarih dolu, bilgi dolu. Bir solukta anlatıyor Kırım tarihini ve Kırım Tatarları’nın yaşam mücadelesini. O kadın Mevlevi Şeyhi Alife Ana. (Alife Balaban)

Mevlevi Tekkesinden ayrılıyoruz. Mimar Sinan Cuma Cami avlusunda ebru ve hat sanatı sergimiz olacak. Ayrıca Mehmet Kemiksiz ve arkadaşlarının vereceği konser ve sema gösterilerimiz olacak.
Ama bundan önce Kezlev Vali Yardımcısı Bahtiyar Celebcanov’un davetini kıramıyoruz. Beni ve Samsun Gazi Belediye Başkanı Süleyman Kaldırım Beyi yanına alarak görmemizi istediği birkaç yere daha götürüyor bizi. Bunlardan birisi Kezlev Şifa Hastaneleri. Hastane çok geniş bir arazi üzerine kurulmuş. Hemen arkasında bir göl var, bu gölde şifalı çamurlar bulunuyormuş. Özellikle Ruslar ve Baltık ülkeleri birçok hastalığın tedavisi için buraya geliyorlarmış. Vali Yardımcısı Bahtiyar Bey bu nedenle Kezlev’de sağlık turizminin geliştiğini söylüyor.
Bizi ikinci götürdüğü yer, Özgürlük anıtı. Bu anıt Kırım’lıların sürgünden dönmesi şerefine yapılmış. Anıtın ana kaidesinde geniş bir aile figirü, üst bölümde de iki kaide arasına monte edilmiş, kanatlarını açmış leylekler var. Bu leylekler “biz artık özgürüz, vatanımıza uça uça geldik.” Anlamını ifade ediyormuş.
Valilik ve Belediye binalarını da gördükten sonra Cuma Camiine dönüyoruz.

Mimar Sinan’ın muhteşem eseri Cuma Camii.
Kırım’ın her yanında Osmanlı eserine rastlamak mümkün. Bunlardan biri de Cuma Camii. Burada Cuma Camii diyorlar ama asıl adı Şahin Giray Han Camii imiş.
O gün Cuma idi ve Cuma namazını da bu camide eda ediyoruz.
Çavuşbaşı, Üsküdar ve Samsun Gazi Belediyesinin oluşturduğu yaklaşık 40 kişilik heyet Caminin avlusunda toplanıyoruz.
Şehirde yaşayan Kırım Tatar Türkleri katılıyor aramıza, Üsküdar Belediyesinin Ebru Hocası Sema Baklaya geleneksel Türk Sanatı olan ebru uygulamalarını gösteriyor.
Daha sonra Mehmet Kemiksiz ve ekibi konserler veriyor. Bir yandan semazenler dönüyor caminin avlusunda. Herkes huşu içinde hem dinliyor hem seyrediyor. Sadece biz ve Tatar Türkleri mi. Hayır hayır, Kezlev’e gelen oradan geçen turistler, Kezlev’de yaşayan ,Rus ve Ukrayna’lı lar da doluyor Caminin avlusuna. Özellikle semazenlerin fotoğraflarını çekiyorlar.

Kur’an-ı Kerim, Mevlid, İlahi ve Kasidelerden sonra akşam ezanı okunuyor. Caminin içinde yerede örtülerin üzerine hazırlanmış iftar sofralarının etrafına diziliyoruz hep beraber. Kırım Tatar Türkleriyle aynı sofraları paylaşmak öyle güzel ki. Sofralara servis yapan hep genç cocuklar. Onların gözünden de mutluluk fışkırıyor adeta. Misafirlarine hizmet etmenin hazzını yaşıyorlar.
İftardan sonra hemen caminin yanında bulunan parkın içindeki bir kafeteryaya gidiyoruz. Çay içeceğiz orada. İngilizce çay istiyoruz. Garson bayan gülümsüyor. Şaşırıyoruz niye güldüğüne.
Sesleniyor bize garson kız. Kara çay mı, sallama mı? Meğer Türkçe biliyormuş. Tatarmış kız. Onun için gülümsemiş.
Kafeteryanın bahçesinde TRT sanatçısı Bünyamin Aksungur Kırım ve Azeri müziği resitali veriyor.
Daha sonra teravih vakti geliyor. Camiye geçip teravih namazını kılarak ayrılıyoruz Kezlev’den.

Üçüncü gün etkinliklerimizin tamamı Başkent Akmescit’te (Simferpol) gerçekleştirilecek.
Kırım’da etkinliklerimizin üçüncü gününde önce yaşlılar yurdunu ziyaret ediyoruz.
Yaşlılar yurdunda kalan kişilerin hepsi 70 yaş ve üzerinde. Birçoğu sürgünü yaşamışlar. Şimdi onlara yaşlılar yurdunun kurucusu da olan Ayşe Seyitmuratoğlu ve ekibi bakıyor. Ayşe Seyitmuratoğlu’da Kırım Halkı için çok ciddi mücadeleler vermiş. (Daha sonraki yazımda kendisinden bahsedeceğim.)
Yurtta kalan yaşlılarımıza da giysilerden oluşan hediyeler veriyoruz. Çok sevindiklerini ve duygulandıklarını gözyaşlarından anlıyorsunuz.
Yaşlılar yurdundan sonra ikinci durağımız Yetimhane.
Yetimhane de 180 çocuk kalıyormuş. Hayatta hiç kimsesi olmayan bu çocuklar devlet himayesinde yetiştiriliyor. Buradaki çocuklara tam 400 personel bakıyormuş. Çünkü Kırım da düşük ücretle bile olsa herkese iş politikası izleniyor.



Üçüncü durağımız Kırım Tatar Türkleri’nin mücadele merkezi “Kırım Tatar Milli Meclisi”
Burada düzenlenecek olan bir tören ile engelli Kırım’lı akrabalarımıza tekerlekli sandelye dağıtımı yapacağız.
Bu tören için Kırım’ın efsane lideri Mustafa Cemil Kırımlıoğlu’nun makam odasında toplanıyoruz. Burada heyetimize Milletvekilimiz Prof. Dr. İrfan Gündüz’de katılıyor. Yapılan görüşmelerin ardından Milli Meclis bahçesine inerek tekerlekli sandelyelerin dağıtımını gerçekleştiriyoruz.

Bugünkü proğramımız da Kırım Protokolü ile yenilecek iftar yemeği de var. İftardan sonra da Milli Tiyatro salonunda konserler ve plaket törenleri yapılacak.

İftar için Ayşe Restorat’a geçiyoruz.
İftar’da Kırım Lideri Mustafa Cemil Kırımlıoğlu, Kırım Başbakan Yardımcısı Aziz Abdullah, Milletvekilimiz Sayın Prof.Dr.İrfan Gündüz, Bahçesaray Valisi Hilmi Umerov, Kezlev Vali Yardımcısı Bahtiyar Celebcanov, Samsun Gazi Belediye Başkanı Süleyman Kaldırım, Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı Hilmi Türkmen, Çavuşbaşı Belediyesi Genel Koordinatörü Yahya İpek, Ak Parti Çavuşbaşı Belde Başkanı Şevki Kazancı, TİKA Kırım Koordinatörü Şakir Yılmaz, Kırım Müftüsü Hacı Emir Ali Ablayev, Kırım’ın bazı kamu yetkilileri ve Türkiye’den giden heyetin tamamı yer aldılar.

İftar yemeği proğramının sunuculuğunu Kırım Tatar Türklerinin radyosu olan Meydan Radyosunun spikeri gerçekleştirdi. Spikerin Mehmet Kemiksiz ve saz ekibini “Mehmet Kemiksiz ve çalgıcılar takımı” şeklinde anos etmesi, ayrıca Meydan Radyosunun bir bayan sanatçısınıda “Meydan Radyosunun yosması” şeklinde anos etmesi bize çok ilginç gelmişti.
Salonda Tatar sanatçılar da ilahi ve kasideler okudular. Aslında ortak bir kültüre sahip olduğumuz Tatar Türkleri ile sadece şive farkı olduğunu gördük.


İftardan sonra Tatar Milli Tiyatrosunda düzenlenen Kardeşlik Gecesine geçtik.
Buradaki proğrama protokolde bulunan zevat ve halk katılıyor.
Salon Mehmet Kemiksiz ve ekibinin konseriyle yankılanıyor. Neşe sevinç ve mutluluğun yanında dramatik sahnelerde var salonda.
Kırım sürgünü yaşarkan bir Kırım Türkü genç kızın hikayesi şimdilerde Kırım Türküsü olarak söyleniyor. İşte sevgili Mehmet Kemiksiz bu türküyü seslendirirken Kırım Müftüsü Hacı Emir Ali Beyin hüngür hüngü ağladığını görüyorum.
Çünkü Müftü Hacı Emir Ali Bey’de sürgünü yaşamış, çocukluğu ve gençliği Özbekistan’da sürgünde geçmişti.
Tiyatro Salonundaki törenler karşılıklı plaket ve hediye takdimiyle sona erdi.


Gezimizin ve etkinliklerin son gününde Bahçesaray’a geçtik. Üsküdar Belediyesi Bahçesaray Belediyesi ile Kardeşlik ön protokolü imzaladı…
İmza töreninin ardından Hansaray Cami ve müzesini ziyaret ettik. Görülmeye değer bir yer. Kırım’da en çok turist çeken yer burası.
Daha sonra şehrin tepe noktasında yer alan Zincirli Medrese’ye çıkıyoruz. Burada bulunan Gaspıralı İsmail ve Hacı Devlet Giray Han’ın kabirlerini ziyaret ediyoruz.

Hızlı hareket ediyoruz çünkü akşam iftardan hemen sonra Türkiye’ye döneceğiz. Sahil kenti Yalta’ya ineceğiz ama önce Yalta’nın yaylası olan 1700 mt yükseklikteki Ayperti’ye çıkıyoruz. Burası güzel bir yer. Hediyelik eşya satıcıları restorantlar ve uzay gözlem evleri var.
Dağı aşağıya inerek sahile ulaşıyoruz. Yatla camii ve Yatla Müslümanları Din Cemiyetini ziyaret ediyoruz. Ardından bir şehir turu yaparak Aluşta üzerinden Başkent Akmescit’e dönüyoruz.
Bugün Türkiye’ye döneceğiz. Zamanımız oldukça kısıtlı, çünkü saat 19.40’da uçağımız kalkacak. Bu nedenle hızlı hareket etmemiz gerekiyor. Akmescit’te iftar çadırına ulaşıyoruz. Alelacele iftarımızı açarak, Kebir camide akşam namazı kılıp havaalanına geçiyoruz.
İşte orada duygu yüklü bir vedalaşma, gözyaşları akıyor gizli gizli hepimizden. Hem bizden hem Tatar Türkü akrabalarımızdan.
Etkinlikler ve gezimiz boyunca kahramanları vardı organizasyonun.
Kimler mi?
Tanımazsınız ama, isimlerini en azından zikredelim.
Fatih Karaburç
Reşit Keleş
Ahmet Dikmen
Onlara çok teşekkür ediyoruz…
Bu yazı 2649 defa okunmuştur.


Yorumlar
» kökümüz
onbinlerce tarihi olan ulusun.ve dünyaya hükmeden imparatorluğun,vede modern t.c,nin inkar edilemeyen yükselşi,köklü oluundandır. tebrikler. yahya başkan
··· 31/10/2007 15:54, musa ada
» KIRIM GEZİNİZ
Sevgili İPEK Böyle bir yazınız olduğunu tesadüfen öğrendim. Her şeyi çok iyi özetlemişsiniz. Sizinle olmuş kadar izlenimlerinize ortak olma imkanı buldum. Teşekkürler.
··· 14/01/2008 22:32, Nihat ÖZTÜRK
» davetiye
Giresun ili Görele ilçesi Tekgöz Köyü Derneği Yönetim Kurulunun tertiplemiş olduğu 2. Karalahana şölenimizin onur konuğusunuz. İstanbul Paşabahçe Yunus Emre Spor tesislerinde 30 Mart Pazar günü saat 14-18 arası yapılacak şölenimizde Karalahana ( Pancar) çorbası, dolması,mısır ekmeği ve yoğurt tüm konuklara ikram edilmektedir. Aynı zamanda bu iki dalda ev hanımları arasında yarışma yapılmaktadır. Yöresel sanatçılarımızın da katılacağı şölende sizlerinde olmasından gurur duyacağız. Lütfen katılıp katılamayacağınızı 0 554 218 53 52 ( Mustafa Arslan ) bildirirseniz seviniriz.
··· 23/03/2008 08:31, Mustafa Arslan ( Gazeteci)

Bu yazıya yorum eklemek için aşağıdaki formu doldurup gönderiniz.

Adınız:
Başlık:
Yorumunuz:



Sistem ve Disiplinin Getirdiği Güç, ABD “GEZİ YORUM"-2


Kemençe Ve Horon Günleri, Kazıkbeli Yaylası.


BAYRAM TEBRİĞİ


GİREBİ-1


KOYUN POSTLU KURDUN HİKÂYESİ


Bu Anayasa Değişikliğine "EVET"


Gönüllü Cefakar İnternet Gazetecileri


ÇAVUŞLU'NUN GELECEĞİNE KET VURMAYIN!


OY Görele Oyyy.


BÖLGEMİZDEKİ HAREKETLİLİK


2010 Feshane ; Yetki Sahibi Giresunluların Tarihi Sorumluluğu


Görele Açıklarında Birşeyler Oluyor


GÖRELE GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİNE DOĞRU


Dilan, ‘Gözyaşım mektupta pul deyi yazmış’


KANLI SİYASET !


NEREYE GİDİYORUZ?


Bizden Bir Köşe: Kırım


PİCOĞLU ÜSTÜNE


Üyelik  |  Bize Ulaşın  |  Künye  |  Reklam  |  Kullanım Şartları  |  Yayın İlkelerimiz  |  Gizlilik Politikası



gorele.gen.tr © 2000 - 2005 · Bütün hakları saklıdır
Web sitemizde yayınlanan haber, makale, fotoğraf ve tanıtıcı bilgiler izin alınmadan kopyalanamaz.

Sayfalar en iyi 800x600+ çözünürlükte, IE5+ ile görüntülenebilir.